30 Temmuz 2011 Cumartesi

İyi de Paşam; sizi neden kimse umursamadı?

Ah be Paşam, yine direttiniz. Yine beklediniz ki herşey eskisi gibi olsun. İstediniz ki azıcık elinizi masaya dokundurduğunuzda sivillerin yine paçaları tutuşsun. Ama olmadı işte. "İstifa ederiz." restinize de "siz bilirsiniz." cevabı aldığınız, ve aslında pek de birşey bilmediğiniz ortada.
Peki acaba neden emeklilik talebiniz (sizi direnişçi birer kahraman olarak görmekte ısrar edenlere göre ise istifa etmeniz)"bir avuç gürültücü elitist"ten başka kimsenin umrunda olmadı?
Ben söyleyeyim. Çünkü emekli olmayı kendinizce şerefli addettiğiniz bir davada tıkanma noktasına geldiğiniz için değil, sadece pes edebilmek için istediniz. Zaten eğer bir davanız olsaydı ve o davanız azıcık bile umrunuzda olsaydı, emeklilik istemez, doğrudan istifa ederdiniz. Davanız uğruna emekliliğin size getireceği imkanlardan vazgeçerdiniz. Ama böyle bir davanız yok. Hiç de olmadı zaten. O yüzden hepiniz birden emekliliğinizi istediniz. Hiç kimse de çıkıp "Ben bu kurumdan emekli olayı reddediyorum. İstifa ediyorum. Emeklilik haklarımdan da vaz geçiyorum" diyemedi.
Ah be paşam! Bu yaptığınıza "yandaş medya destekli ucuz kahramanlık" denir. Ama İlker Paşam'dan alışığız biz bu atraksiyonlara, kendisi savaş gemilerinin tepesinden az ayar vermemişti hükümete ama şimdi gelinen nokta malum...
Kısacası artık yemiyorlar paşam.
Bu arada az daha unutuyordum paşam! Nereye gidiyorsunuz? Daha karpuz kesecektik :D

0 yorum: