8 Eylül 2011 Perşembe

Mührünü vermeyen Muhtar

Yıl 1960, yer; memleketin batısı: Manisa. 27 Mayıs' ın hemen ertesine gidiyoruz. Memlekette yine bir buhran ve belirsizlik havası hakim. Adet olduğu üzere Manisa'nın garnizon komutanı (rütbesinin Albay olduğunu tahmin ediyorum.) tüm muhtarlardan muhtarlık mühürlerini getirip kendisine teslim etmelerini istiyor. Adamın sözü kanun! Karşı çıkmak yürek ister. Bu sebepten olsa gerek, muhtarların bir çoğu can korkusundan, azınlıkta kaldığını tahmin ettiğim bir kısmı da yalakalık olsun diye koşa koşa mühürlerini, garnizon komutanlığına teslim ediyorlar. Ancak bir köyün mührü eksik; Manisa-İzmir şehirler arası yolunun Manisa çıkışında sağda bulunan ve şu anda neredeyse Manisa Organize Sanayi Bölgesi ile birleşmiş olan Keçiliköy. Bu köyün muhtarı olan ve o günlerde henüz 30'lu yaşlarının başında bulunan Sıdkı SÜRÜCÜLER, bu emri yerine getirmediği gibi, garnizon komutanın mührü almak için özel olarak gönderdiği askerlere de mührünü teslim etmeyi reddediyor.

Garnizon komutanı bakıyor, olacak gibi değil, makam aracına atlayıp bu ulvi (!) vazifeyi yerine getirmek için bizzat kendisi düşüyor Keçiliköy'ün yollarına.

Köyde Muhtar Sıdkı Bey'i buluyor ve emrini yineliyor. Ancak Muhtar kararlı "Komutan, mührü sana vermem." diyor, başka da bir şey demiyor. Komutan ısrar edip nedenini sorunca da Sıdkı Bey'den hem komutanı utandıracak, hem de tarihe geçecek şu cevap geliyor. "Komutan ben mührü neden sana vereyim ki? Beni bu köyün halkı seçti ve ancak onlar bu görevden alabilir. İstersen köylüye tek tek soralım, eğer beni istemezlerse mührü sana vermeye razıyım." Bu cevap karşısında tabiri caizse şok geçiren komutan mührü bırakarak kışlasının yolunu tutuyor. Sıdkı Amca da, daha yaklaşık 30 sene boyunca Keçiliköy'ün muhtarlığını yapmaya devam ediyor.

Bu gerçek hikaye ile ilgili Sıdkı Amca'nın hala hayatta olan eşi ile bir görüşme yapıp daha detaylı bir şekilde tekrar yayınlamayı düşünüyorum. Kirli çakallara memleketin sahipsiz olmadığını her fırsatta hatırlatan Sıdkı Amca gibi yiğitlere selam olsun... Birer Fatiha'yı unutmayalım.

Hiç yorum yok: