31 Ocak 2009 Cumartesi

THY'nin yeni Kampanyası



Bilindiği gibi THY, Ünlü Oyuncu Kevin Costner'ı, bir dizi reklam filminde oynamak üzere ülkemize getirdi. Kampanyanın teaser çalışması durumunda olan ilk reklam filmi ise geçtiğimiz günlerde TV ekranlarında dönmeye başladı.


Öncelikle film tamamen bir sinema filminin fragmanı havasında yapılmış. Açıkçası bu olabilecek en basit, en klişe işti gibi geliyor bana. Eğer kampanyanın sloganı da reklam filmindeki "bu sene kendinizi bir yıldız gibi hissedeceksiniz." olacaksa şimdiden THY adına geçmiş olsun demek istiyorum. Zira Kevin Costner gibi bir yıldızı getirip bu kadar vasat bir kampanya yapılmamalıydı diye düşünüyorum. Belki ve de umarım ki THY' nin bu iş için görevlendirdiği ajans bizi şaşırtır ve kampanyanın devamında çok orjinal ve gerçekten akılda kalıcı reklam filmleriyle karşılaşırız.


Ayrıca benim reklam filminde takıldığım bir nokta daha var; Reklam filminin neden ingilizce seslendirildiğini anlayabilmiş değilim. Yurt dışında yayınlanacak filmler ingilizce seslendirilebilir tabi ancak, Türk Hava Yolları'nın TÜRKİYE' de gösterime giren bir reklam filmi neden ingilizce olur, bunu gerçekten anlayabilmiş değilim. Bence bu, atlanmaması gereken önemli bir detaydı. Bunu Türk Hava yolları açısından bir kayıp olarak görüyorum. Dediğim gibi kampanyanın teaser çalışması pek ümit verici gelmedi bana. Umarım kampanyanın devamı daha sağlam temeller üzerine oturur da THY'nin kampanyası Kevin Costner'a Türkiyede bir tatil yaptırmış olmaktan başka işlere de yarar...




Filmi bu linkten seyredebilirsiniz...
02 02 2009 tarihinde düzeltme;
Teaser'ı takip eden raklam filmini dün seyretme fırsatı buldum. Açıkçası fikir olarak güzel bir çalışma olduğunu söylemek gerekli diye düşünüyorum. Teaser'a bakınca devamının anlaşılamıyor olması oldukça güzel ve de ortaya oldukça hoş reklam fikri çıkmış. THY' nin hizmet anlayışına ve sunmak istediği imaja uygun bir çalışma olduğunu da belirtmek lazım.
Ama teaserın neden türkçe olmadığı hala kafamı kurcalamaya devam ediyor.

30 Ocak 2009 Cuma

Fıratpen mi? Altın mı?

Fıratpen' in ahşap ürünlerindeki fiyat indirimini tanıttığı tv reklamı bir süredir yayında. Aslında gerçek anlamda nereden başlayacağımı bilemiyorum. Zira reklamda benim gözüme batan şey çok fazla.

Öncelikle reklam filminin başlangıç sahnesi oldukça yanlış düşünülmüş bence. İlk karede TV ekranında sıkıcı bir amcanın ekonomik tavsiyeleri ile başlıyor reklam. Buradan da zoom-out yapılarak evin içine geçilmiş. Bence bu geçiş insanda bir kopukluğa neden oluyor. Televizyondaki amcamızın izah ettiği tasarruf vurgusuyla sarı saçlı oyuncunun sarı liralı kolyesi arasında bir bağlantı kurulmaya çalışılmış ki, bana göre bu bağlantı oldukça çiğ ve yüzeysel kalmış.

Ancak bunları hiç birisini reklamdaki en büyük hata olarak göremeyiz gibi geliyor bana. Zira bana göre reklamdaki en büyük hata; herhangi bir bayanın Fıratpen'i altına tercih edebileceğinin düşünülmesi olmuş. Zannımca böyle bir vakayı tarih henüz yazmamıştır ama reklam yazarlarımız yazmışlar saolsunlar. Sanırım bu reklamı hayal eden ekipte bir tek bayan bile yoktu. Başka türlü böyle bir çıkarım yapılamaz gibi geliyor çünkü bana.

Özetle sürekli yayınlanan bu reklam bana aceleye gelmiş, yalapşap düşünülüp uygulanılmış gibi geldi. Hatta az önce farkettim ki reklamın sloganını bir süre düşündükten sonra hatırlayabildim.
Esas amaç ahşap görünümlü Fıratpen'in de fiyatının uygun olduğunu zihinlere yerleştirmekmiş ama mesele biraz uzamış ve sulanmış gibi bir durum var ortada. Bence bu reklam en baştaki ekonomi uzmanı amcamız ve sarı lirayı boynuna kolye yapan teyzemiz olamasa (ki reklamın hitap ettiği sosyo ekonomik grupta sarı liradan kolye yapacak kaç teyze olduğu da tartışılır.) derdini çok daha kısa yoldan anlatabilecek bir reklam filmi olabilirmiş. Sonuçta Fıratpen' in kalitesi ortada. Gereksiz detayların temizlenmesiyle çok daha başarılı bir reklam olacağına inanıyorum...

03 Eylül 2008 Çarşamba

Dial Gezici Araç Temizliği

Geçenlerde evime gelen bir broşürle varlığından haberdar olduğum bir hizmet var. "Dial gezici araç temizleme hizmeti" olarak faaliyette bu aralar. Daha broşürde bu ibareyi ilk gördüğüm an "iyi bir fikir" diye düşündüm kendi kendime. Bir telefon ediyorsunuz gezici bir ekip gelip aracınızı bulunduğu yerde yıkıyor. Böylece siz de ayrıca oto yıkamaya gitmek için zaman ayırmak zorunda kalmıyorsunuz. Broşürü de inceledim ve diyebilirim ki oldukça iyi bir kurumsal kimlik çalışması yürütüyorlar. Tasarım sade ve hoş olmuş ve de amaca hizmet eden bir yapıda. Luzumsuz bilgilerle müşterinin zihni bulandırılmamış. Ayrıca araç sahibi olup da, aracına özen gösterecek kadar da zevk sahibi olan sosyo ekonomik yapıdaki insanlara yönelik ibarelere de yer verilmiş. Sistemin su gerektirmediği bunlardan birisi mesela. Zaten sistemin broşüründe özellikle "araç yıkama" ibaresi yerine "araç temizliği" ibaresi yer alıyor. Gerçi bu noktada bir şeyi açıklığa kavuşturmak gerekir diye düşünüyorum. Zannediyorum ki gezici araçların belli bir su kapasitesi var ve bundan başka su gerektirmiyor demek istemişler. Zira Manisa'da bulunan ofislerinin önünden geçerken bir personelin scooter'ın arkasında ki bir depoya su doldurduğuna şahit oldum. Ama elindeki 5 lt.'lik bir bidondu. Yani eğer iş onunla bitiyorsa gerçekten su gerektirmediğini söylemek çok da yanlış olmayacaktır. Henüz bir deneme yapmaya fırsat bulamasam da yararlı bir sistem diye düşünüyorum.

İnternet sitesine de şöyle bir göz gezdirdim. Oldukça başarılı bir site olduğunu söylemek lazım. İyi bir flash çalışması olmuş; hem görsel hem de kullanımı çok kolay.

Ancak bence sitede ufak bir eksik var. Yani şahsen ben Dial gezici sistem ile nasıl araç temizliği yapıldığına dair bir video bulmayı umut ediyordum sitede. Her ne kadar bu sistem aklıma yatmış olsa da ilk deneme her zaman için bir miktar gerginlik oluşturuyor insanda. Eminim çok fazla kişi de bu işin nasıl yapıldığını merak ediyordur. Bence internet sitesinde konuyla alakalı olarak insanın merakını gideren bir video olsa daha isabetli olabilir. Ancak bu durum sadece merak ettiği için hizmetten yararlanacak müşteri sayısında bir azalmaya sebep olabilir mi? Onu da düşünüyor olabilir tabi şirket yetkilileri. Çok da yersiz bir endişe değil.

Bu hizmetten yararlanmanın bedeli 13,50 Ytl. (En son haberdar olduğum fiyattır. Güncellenmiş olabilir.) Normal oto yıkama servislerinden biraz fazla ama kendine göre faydaları da var tabi. (Sıra beklememek, arabayı yıkamaya götürece zamandan tasarruf etmek gibi.) Bunlar da göz önünde bulundurulduğunda gerisi müşterinin tercihi zaten.

Kısacası Dial yeni ama güzel bir fikir. Aldığım duyumlara göre şimdiden müdavimleri oluşmaya başlamış bile. Tanıtım faaliyetlerini de mantıklı ve profesyonel bir şekilde yürüttüklerini söylemek lazım. Yani kısa süre içinde adını sıkça duyar olacağız gibime geliyor...

ayrıntılı bilgi için www.dial.com.tr

01 Eylül 2008 Pazartesi

Coca Cola Ramazan Reklamı

Bilindiği gibi ramazan ayı özellikle gıda sektörü için tabiri caizse reklamın dibine vurulması gereken ay demek oluyor. Her sene üzerinde titizlikle durarak ramazana özel reklamlar hazırlatan bir çok firma var. Bunlardan birisi de coca cola. Tv kanallarında dönmeye başlamış bir reklam olmasına rağmen internet bırakın link verecek bir videosunu bulmayı, anımsatsın diye bir kare fotoğrafını bile bulamadım maalesef.
Zannediyorum reklamı henüz syredememe şerefine nail olmuş bir zatı muhterem de yoktur zaten. Reklam malum; coca cola kamyonu, iftar zamanına yakın bir saat, insanların iftarlarını coca cola ile açmalarının gereğine inanmış gençler ve nihayet coca cola ile iftar açan şahıslardan oluşuyor özetle. Burada coca colaya yüklenmiş bir anlam var aslında. Reklamcı diyor ki "aslında bu cola senin islami geleneklere göre orucunu açmaya alıştığın gıda maddeleri kadar (bir çımdık tuz, bir yudum su, bir adet hurma veya zeytin vb...) kadar kutsal bir nimettir. Bunu zaten açık açık söylese ancak bu kadar gözümüze sokar herhalde. Bu abartılmış kutsallaştırma zaten daha ilk seyrettiğimde beni reklamdan soğuttu. Ancak tabiiki de "daha bizim için ne gibi güzellikler sumuş olabilirler (!!)" diye durmadan her kanalda reklam kuşaklarını bekleyerek reklamı seyretmeye devam ettim. Çok geçmeden fevkalade bir durumla daha karşılaştım ki zaten onda sora bu reklamı irdelemeyi bırakmaya karar verdim; (Zira malum ölüyü kurcalamamak lazım.) Gençler kendilerine misyon edindikleri işi yapıp colaları dağıtıyor buraya kadar haydi neyse dedik geçtik. Sonra herkes heyecanlı bir şekilde iftar saatini bekliyor ya; ben reklamı defalarca seyredişim esnasında tam da o kısmında ezan sesi duymayı beklediğimi farkediyorum. Ama ne oluyor? Güneş ufukta kayboluyor ve herkes neşeli bir şekilde Cola'dan birer yudum alıp iftarını açıyor. Ne bir ezan sesi ne de bir tek islami motif, simge vs... Sonra da kendimizi adeta Pekin 2008 'in veda gecesinde hissetmemize neden olan yanarlı dönerli hadiseler, hoplayan zıplayan insanlar falan...

Hulâsa; bir firma kaynağını tamamen İslamiyetten alan bir konu ile alakalı (iftar) bir reklam filmi yapıyor. Ancak bu reklam filminin içine islamiyetle alakalı tek bir sembol koymamayı başarabiliyor. Bu nasıl bir kasıt neticesinde ortaya çıkan bir neticedir gerçekten merak ediyorum. Bu yazıyı kaç kişi okuycak yada yorumlayacak bimiyorum ama ben burada bir kasıt arayıp aramamak gerektiğini tamamen bu yazıyı okuyacak ve yorumlayacak olanların insafına bırakıyorum...

Söylemeden Olmaz

Devamı nasıl gelir bilmiyorum ama, bugünden itibaren fikrim olan her konuda, yetiştirebildiğim kadar şeyi yazmak üzere şu blog hadisesine bir el atayım dedim. Bazen "Ben olsam şöyle yapardım." dediğim reklamları, kampanyaları eleştirmek, bazen çektiğim veya beğendiğim bir fotoğrafı paylaşmak, bazen de yaptığım çeşitli tasarımları yayınlamak için uygun bir mecra gibi göründü bana. Şimdi ve sonra için yazdıklarımı okuyan, değerlendiren, zaman ayırıp yorum yazan herkese teşekkürler. Görelim bakalım Mevla ne eyler bundan sonra :)